} table.border { border: 5px solid #FFBEFA; border-top: none; border-bottom: none; } td { font-family: tahoma, arial, verdana, sans-serif; font-size: 8pt; color: #444444; } td.leftside { background: #FFBEFA; padding: 10px; line-height: 18px; } td.rightside { background: ##FFBEFA; padding: 0px; border-bottom: 5px solid #FFBEFA; line-height: 1.7; } td.title { color: #FF99FF; font-size: 28pt; font-family: georgia, "Trebuchet MS", sans-serif; padding-top: 30px; padding-bottom: 5px; } td.entry { padding: 10px; border-top: 5px solid #FFBEFA; text-align: justify; } td.pages { border: 5px solid #FFBEFA; background: #FFFFFF; padding: 10px; } h2 {myspace
su da yaşam

myspace

Tanım

HİÇ biri


myspace

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
- belit77 - cicim - gelincikler - ayyuce - hayatguzeldir - goznuru - masal - durum - sempatikce - crazy41 - takiboncuk - mozsarac - emremmavi - cartelburak01 - onurtan - lasera - raciegi - muzzy07 - mersina - BuzPrens - boncuk01 - ceyonimo - behram

* ssk hizmet dökümünüzü hesaplayın
* ne zaman emekli olurum
* vergi no sorgulamanın kolay yolu
* trafik sigortam ne zaman bitiyor indirimim ne
* zeka oyunları




myspace



myspace


myspace



myspace





myspace

herkes sevgililer gününü kutluyor ben alanı yaymak istiyorum sevgililer haftanız kutlu olsun hatta sevgililer ayınız sevgililer yılınız kutlu olsun  :)))))


Tarih: 14:34, 8/2/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Bıdıklardan ask tanımları

En büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa "Sence aşk nedir?" diye sormuşlar. Alınan cevaplar, internette hızla dolaşıyor. Cevaplara bakınca anlıyoruz ki, gerçekten çağ atlıyoruz. Çocukluğumuzda bize "Aşk nedir?" diye sorsalar ne cevap verirdik? Aramızdan cevap verebilen çıkar mıydı? Evet, belki kendi aramızda "Aşk bir sudur iç iç kudur" türünden bir tekerleme yuvarlayıp işin içinden çıkardık ama aşağıdaki türden yargılara ulaşacak verimiz olmadığı gibi, dile getirmeye de utanırdık galiba! Bu arada unutmadan cevapların yanındaki yorumlar da e-posta dünyayı dolaşırken, isimsiz kahramanlarca eklenmiş... İşte cevaplar:

- Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden önce hissettiğimiz şeydir.

- Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budu(Evet yaaa. evet yaaa)

- Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar, o size adınızı söylediği zaman "benim ne güzel adım var" diye düşünürsünüz...(Hakikaten! Hiç böyle düşünmemiştim.)

- Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey almamasıdır.
(İşte bu en güzeliydi)

 

- Aşk, biri sizi ne kadar kırmış olsa da sırf o üzülür diye ona kötü bişey söylememektir.
(Canımm yaa evet öööle, ama...)

 

- Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir.
(Daha nasıl anlatılabilir ki?)

 

- Aşk, annemiz babamıza kahve yaptığı zaman ona götürüp vermeden önce kendisinin bir yudum içmesi ve tadının çok güzel olduğunu kontrol etmesidir.
(Bi de illa ki de paylaşmaktır)

 

- Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı bile bırakıp onu dinlemektir.
(Şimdi ağlicam ama, bu da ikinci en güzel tarif)

 

- 'Senden nefret ediyorum' dediğimiz birine ilerde aşık oluruz.
(Hadiseyi çabuk kavramış :-))

 

- Aşk sarılmaktır... Aşk öpüşmektir... Aşk "hayır" demektir.
(Bu da çabuk çözmüş :-)))

 

- Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi arkadaş olabilmektir.
(Cidden ağlicam.)

 

- Aşk kocamız çok terliyken ve kötü kokuyorken bile ona "Sen Bruce Willis'ten daha yakışıklısın" demektir. (Kesinlikleeeeeee)

 

- Aşk, köpeğinizi bütün gün evde yalnız bıraksanız bile eve döndüğünüzde size koşup bütün suratınızı yalamasıdır.
(Yaa off hayır bu çok acımasızca ama :-)))

- Aşk, Sevgililer Günü kartlarının üzerinde yazan şeyleri sevgilimize soylemek ama başkalarına söylerken yakalanmamaktır.
(eheheheheh seni gidi seni)

 

- Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin içinden yıldızlar çıkar.
(Süper tespit)

- Eğer aşık değilseniz "seni seviyorum"demeyin, ama gerçekten aşıksanız hep "seni seviyorum"diyin, hem aşıksanız hem de "seni seviyorum" demiyorsanız çok ayıp.
(Anlayan anlamıştır bile... :-)))


Tarih: 13:55, 8/2/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

SÜPER ŞİKAYET MEKTUBU

Trajikomik bir olay....
>Ekte müşteri şikayetine ilişkin firmanın müşteriye yazmış olduğu cevap
>metni
>yer almakta.
>Polaris firmasından ürün alan kişiye gönderilen cevabi yazıya cevaptır.
>Yazıdan önce firmanın göndermiş olduğu ekteki mektubu okumanızı rica
>ederiz.

İŞTE  MEKTUP

 

>Saygıdeğer Yetkililer ( Eğer mevcutsa tabii ki )
>
>20.000.000 USD' lik bir pazar payı mevcudu bulunan terlik piyasasına yapmış
>olduğunuz yatırımlar, vermiş olduğunuz reklamlar ve oluşturmuş olduğunuz
>güvenilir imaja aldanarak firmanızın ürettiği kalitesiz ve pahalı bir
>terliği annemize hediye almak gibi bir gaflette bulunduk. Bu tarz
>hatalarımızı yüzümüze çarpma konusunda göstermiş olduğunuz özel ve takdire
>değer çabanızdan dolayı sizleri kutluyorum. Yazımın başında da belirttiğim
>gibi bir hata sonucu firmanızın ürettiği bir çift terliğe piyasa
>koşullarının çok üzerinde ( hak ettiğine inanarak - ki ne kadar yanıldığımı
>bir kez daha anlıyorum- )bir bedel ödeyerek satın aldım.
>Malumunuz üzerine almış olduğum üründe bir deformasyon oluştu. Biz
>müşteriniz olan ahmak mahlukatlar -neden böyle söylediğimi sabredipte
>e-posta mı sonuna kadar okursanız anlayacaksınız. Gayet insani duygularla
>ürünü aldığımız Cevahir Alışveriş Merkezi' ndeki Polaris Bayiisine gittik.
>Ürün teslim formumuzu aldıktan sonra siz değerli kaliteli terlik
>üreticileri(!)nden cevap bekledik. Göndermiş olduğunuz cevabi mektubu bir
>daha müşterilerinize böyle bir saygısızlık yapmayacağınız umuduyla
>e-postamın ekinde sizlere gönderiyorum.
>
>Tabii ki bu mektup hakkında da bir kaç risalem olacaktır.
>
>1. Öncelikle ciddi bir şikayet ve araştırma merkezi kurmanızda fayda
>görüyorum. Mektubunuzda hiç bir isim mevcut değil. Sadece mektubunuzun
>sonunda tam olarak 180' lik bir açıyla kağıda bastırılması becerilememiş
>bir
>kaşe ve üzerinde saçma sapan bir karalama mevcut. Bu imzanın sahibini
>bulabilmem için imza sirkülerlerinizin tarafıma gönderileceği günü
>sabırsızlıkla bekliyorum. 2. Mektubu yazan değerli yetkiliye(!) bir
>hatırlatmam daha olacak. Saygı değer ibaresi kendilerinin yazdığı gibi ayrı
>değil, "Saygıdeğer" şeklinde yazılır. Bkz.www.tdk.gov.tr(Bu siteye Türkçe
>öğrenmek için üye olmanızı tavsiye ediyorum.) 3. Mektubunuzda ayakkabı
>olarak belirttiğiniz -ki biz terlik aldık- kullanım aracını biz aile ve
>koloni olarak yeni tanıdık. Bu aracı kullanmamız konusunda bize vermiş
>olduğunuz derin bilgiler için çok teşekkür ediyoruz. Şahsen ben bu yaşıma
>kadar (29 yaşındayım) tüm ayakkabılarımın bağcıklarını çubuk makarna ile
>yiyen, çelik ayakkabı çekeceğini(gerçek adı keratadır
>bkz.www.tdk.gov.tr) arabamızın levye kısmında kavgalarda kullanmak için
>tutan, 43 numaralı ayağım için genelde 40 numara ayakkabı alan, kösele
>ayakkabılarını 1500 devirlik otomatik çamaşır makinesinde yıkayan bir
>ahmaktım. Sakın gülmeyin çünkü mektubunuzda bizleri aynen bu tanımlama
>içine
>soktunuz. 4. Farkında iseniz (gerçi zor olacak ama) mektubunuzda yazmış
>olduğunuz tüm uyarılara acı bir mizah ile atıfta bulunmaya çalıştım. Ancak
>bir madde var ki akıllara zarar vericidir. Sayın Yetkililer (Bakın bu sefer
>"!" işareti
>koymuyorum.) mektubunuzun 8.maddesini oluşturan "...bu nedenle
>ayakkabıların
>1 gün arayla giyilmesi ayakkabının ömürlü olmasını sağlar." ibaresini yazan
>ilgiliyi derhal kovun. Çünkü milyon dolarlar yatırdığınız reklamlarınızı bu
>satırlar yokeder. Burada demek istediğiniz cümle biz ahmak müşterileriniz
>tarafından "Bizim yaptığımız ayakkabıdan da, terlikten de bir halt olmaz,
>siz en iyisi iki çift alın, hem bir gün arayla giyersiniz hem de bizim
>pazar
>payımız artar.
>Almazsanız da kendiniz bilirsiniz. Nasılsa peş peşe her gün giyerseniz
>ayağınız da parçalanacak. He he he he ..." şeklinde algılanıyor ki eğer
>böyle düşünüyorsanız batmanıza az kaldı.
>
>Almış olduğum ürünü değiştirip değiştirmemek sizin bileceğiniz bir şey.
>Ancak gördüğünüz gibi yazı yazmakta hiç de zorlanmıyorum. Eğer yazıma
>herhangi bir cevap yazmazsanız -ki uzun bir süre beklemiyorum, çünkü
>okuma-yazma 6 ayda öğreniliyor- bu saçma mektubunuzla beraber sizleri
>sikayetimvar.com sitesi de başta olmak üzere mailbox' ımda bulunan yaklaşık
>1500 kişiye daha şikayet edeceğim. Ayrıca bu mektubu yazan arkadaşa sanırım
>Türkiye' nin ünlü mizah dergisi Leman' dan teklif geldi ki bu kadar mizahı
>kullanabiliyor.
>
>Saygılarımla, (Şimdilik)
>
>Ersen Haliloğlu
>Tel: 0 537 966 57 86 ( Sakın gizli numaradan arayıp küfür etmeyin dedem
>emekli savcıdır. Telefonumu dinletmeye alarak sizi hapse tıktırırım.)


Tarih: 13:52, 8/2/2007 Kategori: komik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

işte fbı sorusunun cevabı

Dışarı çıkan kızla, katil iş birlikçidirler. Katilin eve girip kızı öldürmesi için kız dışarı çıkmıştır katilin gelip kızı öldüreceğini bilmektedir ama cesedi nereye saklayacağını bilmemektedir. Katil eve girer ve kızı öldürüp yatağın altına koymak isteyince yatağın altında duvar saatiyle karşılaşır alır onu duvara asar, fakat saat bozuk bir saattir onun için yatağın altındadır katil bunu farketmez gecenin karanlığında. Kızı yatağın altına koyup uzaklaşır... Daha sonra diğer kız evine gelir ve yatağına uzanır olaydan haberdardır fakat kızın nerde olduğunu bilmez... Arabanın farı saate yansıyınca korkuya kapılır hemen yatağın altına bakar neden bu saat burda diye yatağın altında olması gerekirken... Ve nihai son arkadaşının cesediyle karşılaşır..işte sorunun yanıtı ....rahatladınızmı?aklınıza gelmişmiydi?


Tarih: 15:45, 29/1/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Aksi Kadın

 

 

Adam karısıyla arabada giderken polis sirenini duymuş, hemen sağa
çekmiş ve polis gelmiş:

"Buyrun memur bey?"
"Beyefendi direksiyon başındayken cep telefonuyla konuşuyordunuz
"Yok efendim sadece bip yaptı, ben de şarjı mi bitiyor diye baktım"

Karisi lafa atlamış:
"Aaa yapma hayatim. yarim saattir ortağınla iş görüşmesi yapıyordun telefonda"

Adam karısına tip tip bakarken polis yine sormuş:
"Beyefendi emniyet kemerinizi neden takmıyorsunuz???"
"Memur bey takmıştım ama sizin geldiğinizi görünce durduktan sonra
çözdüm"
Karisi yine atlamış: "Aman sekerim sen de o kemeri hayatında bir kere taktın mi acaba...."

Adam kadına bir tane patlatmamak için kendini zor tutarken; polis bu
sefer de arabayı incelemeye başlamış vee... -"Beyefendi bakar misiniz sağ sinyaliniz de kırık"

"Aaaa.. kırık mi?? Sabah yola çıkarken kontrol ettim kırık diildi... yolda oldu galiba, hiç de fark etmedik"

Karisi çenesini tutamamış yine:
"Amma da attın kocacım, sana 3 haftadır söylüyorum artık su kırık
sinyalin icabına baktır diye....."

Adam en sonunda dayanamamış bağırmış:
"BANA BAK SEN SUSUCAK MISIN ÇAKICAM SIMDI SURATININ ORTASINA!!"

Polis kadına sormuş: "Hanımefendi esiniz size hep böyle mi davranır?"

Kadın cevap vermiş:
"Yok canim....sadece alkollü olduğu zaman"


Tarih: 11:03, 24/1/2007 Kategori: komik
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı


<- | Sonraki Sayfa ->